Nasıl çalışıyorum? Düzen gerekli mi?
Merhaba ciciler. İlk yazımda dil merağımın nereden geldiğine dair uzun uzun konuştum. Bu blogda da nasıl çalıştığımdan bahsedeceğim. Bu kez daha çok paragraf kullanmaya çalışacağım.
Bir önceki blogda da bahsettiğim gibi ortaokuldaki İngilizce hocamın anlattığı gibi matematik formüllerine çevirerek çalışıyorum dil bilgisi kısmını. Tabi burada algoritma formüller kurmaktan integralini almaktan bahsetmiyorum. Yalnızca dört işlem ve ise. Yani İngilizcedeki şimdiki zaman konusuna çalışacak olursam şöyle bir notum olur;
Bu detaylara indikçe bu tarz formüller artıyor tabii. Ama mümkün oldukça kısa ve öz yapmaya çalışıyorum. Şu an nerede olduğunu bilmediğim ilk Korece not defterimde 5 seviyenin ders notları bir defteri bitirmemişti mesela. Şu anki Japonca not defterim ise bu şekilde;
Yazımın fevkaledeliğini bir kenara bırakıp şöyle bir açıklama da eklemek istiyorum. Konu zorlaştıkça ya da detay istedikçe kenarlara o konuyu hatırlatacak küçük notlar ekliyorum. Çünkü o notlara daha sonra bakınca bu da neyin kuralıydı dememek gerekiyor.
Bu notlarımda neden örnek cümle olmadığına gelecek olursak daha sonra konuyu tekrar ederken örnek cümlelere bakıp, birkaç örnek cümle de kendim yazmaya çalışıyorum. Ki esas öğrenme bu tekrar kısmında başlıyor. Çünkü tek seferde halledemiyorum hepsini. O kadar sabrım yok. Dil bilgisi kuralını okumuş not almışım, sonra örnek cümle okumaya çalış. Örnek cümledeki kelimelerin anlamına bak. Sonra kendin örnek cümle kur onun için kelimelere sözlükte bak falan. Ölme eşeğim ölme. Bu yüzden önce notunu alıyorum. Sonra kafama esince örnek cümlelere bakıp kendim örnek cümle kuruyorum.
Bir de bu cümleler doğru mu değil mi diye bakmak gerek tabii. Bunun için hinative italki ve lang-8 gibi siteleri kullanabilirsiniz. hinative'in paralı sürümü daha aktifleştiğinden beri oradan verim almak bayağı zorlaştı ama italki ve lang-8 hâlâ kullanılabilir. Italki'de o dili öğrenenler yanlış bilgi verebiliyor size, o yüzden dikkatli olmak gerekiyor. Gerçi Lang-8'de de İngilizce bilen bir Türk çok anlamsız bir şeye çevirmişti düzelteceğim diye ama böyleleri size çok denk gelmez diye umuyorum. Daha sonra bu sitelere dair uzunca yazabilirim. Konudan fazla sapmadan anlatabilmek istiyorum.
Şimdi dil bilgisi bu işin temel kısmı ama kelimeler, konuşma ve dinleme gibi iki önemli kısım daha var. Aslında bunların birine çalışmak diğerini geliştiriyor. Birbirleriyle bayağı bağlantılılar ama buna sonra gelececğim. Kelimelerde memrise duolingo gibi önüme serilen kelimeleri sevmiyorum. Ne kadar ezberlemeye çalışsam da uçup gidiyorlar çünkü. Bu yüzden öncelikle örnek cümlelerdeki ve cümle kurmak için sözlükten bulduğum kelimelerden başlıyorum öğrenmeye. Dil bilgim biraz ilerleyip metinler okumaya başlayınca o metinlerdeki kelimeleri not alıyorum. Onları öğrenmeye çalışıyorum. Kelime ezberim genellikle bu şekilde ilerliyor.
Dinlemeyle ilgili ise genellikle bir şeyler izliyorum. Özellikle başlangıç seviyelerinde %90'ını anlamadığınız bir radyo yayınını ya da ses kaydını dinlemek bana can sıkıntısından başka bir şey katmıyor çünkü. Dile biraz hakim olmaya başladıktan sonra altyazılara sadece bilmediğim kelimeler için bakıyorum. Daha çok insanların ağız hareketlerine bakmaya çalışıyorum. Ağız hareketlerine dikkat ettikçe o dildeki telaffuzunuz daha hızlı gelişmeye başlıyor, tavsiye ederim.
Yazma ise, ne yazacağım ben diye çıldırdığım zamanlar oluyor. Aklıma bir şey gelirse o konuda yazmaya başlıyor ve not defterimden en çok faydalandığım zamanlar da yazdığım zamanlar oluyor. Kurmak istediğim cümleyi o dil bilgisinin formülüne yerleştirerek yazıyorum. Bu yazma kısmı bence en önemli kısımlardan biri çünkü öğrendiğim birçok şey yazarak oturuyor.
Son olarak konuşma kısmı ise birçok insanın korkulu rüyası. Ancak yeterince yazıp dil bilgisi kurallarını tamamen oturttuysanız bu konuda bir sıkıntı yaşamazsınız. Konuşma ile ilgili dikkat ettiğim tek şey bir dili konuşurken diğer dilleri tamamen unutuyorum ben. Korece konuşuyorsam aklıma sadece Korece şeyleri getirmeye çalışıyorum. Mesela elma kırmızıdır diyeceğim. "elma" ve "kırmızı" kelimelerini düşünüp aa bunların İngilizce karşılıkları "apple" ve "red"dir demiyorum. O sırada apple is red'i düşünüp onu söylemeye çalışıyorum. Bu okuldaki Fransızca derslerinde beş dakikada bir cümlenin sonunu getiremeyişime neden olsa da bunun sebebi bu şekilde yapmamın kötü olması değil benim yeterince dil bilgisine hakim olmamam. Bu konuşma ile ilgili yaptığım şeyi size anlatabildim mi bilmiyorum ama umarım anlatabilmişimdir.
Son olarak özetlemem gerekirse. Dil bilgisi kurallarını yavaş yavaş öğrenip bunları cümleler içinde kullanıp daha sonra metinlerde örneklerini görerek yeterince bilgi sahibi oluyorum. Aynı zamanda izlediğim videolarda (videoların öğrendiğim dil bilgisi konularıyla alakalı olmasına gerek yok) bu kurallara rastladığımda bu kurallar aklıma geliyor ve bir kez daha tekrar etmiş oluyorum. (İzlediğiniz her yeni şey daha fazla tekrar etmenize olanak sağlıyor. Bu da o bilginin kalıcılığını arttırıyor) Sonra günün birinde biriyle konuşmaya çalıştığımda çok da zorlanmadan konuşabiliyorum. Tabi ne kadar çok konuşursanız o kadar kâr sizin için ama bu da başka günün konusu.
Bir de düzen kısmına gelecek olursam. Benim çalışırken herhangi bir düzenim yok. Ay şunu şu gün yapayım bunu bu zaman yapayım diye. Çünkü hangimizin bir günü diğerine uyuyor ki? Vakit buldukça, vaktim oldukça çalışıyorum. Bunun da bir zararı olacağını düşünmüyorum. Ayıracak çok vakit bulamazsanız öğrenmeniz daha uzun sürebilir ama atalarımız ne demiş geç olsun güç olmasın. Aynı şey benim bu yazım için de geçerli oldu sanırım 01.01 gibi geç bir saatte bitti ama kafam çok rahat bir şekilde yazdım. Bir sonraki blog da nasıl Fenerbahçe'nin çevirmeni olduğum olur. Onu da yarın akşam yazarım büyük olasılıkla. Sağlıcakla kalın!
Bir önceki blogda da bahsettiğim gibi ortaokuldaki İngilizce hocamın anlattığı gibi matematik formüllerine çevirerek çalışıyorum dil bilgisi kısmını. Tabi burada algoritma formüller kurmaktan integralini almaktan bahsetmiyorum. Yalnızca dört işlem ve ise. Yani İngilizcedeki şimdiki zaman konusuna çalışacak olursam şöyle bir notum olur;
Özne + to be (am is are) + Ving
Özne I ise am, he she it ise is diğerleri are ile çekimlenir.
Hatta burada ise yerine genelde "->" kullanırım.
Bu detaylara indikçe bu tarz formüller artıyor tabii. Ama mümkün oldukça kısa ve öz yapmaya çalışıyorum. Şu an nerede olduğunu bilmediğim ilk Korece not defterimde 5 seviyenin ders notları bir defteri bitirmemişti mesela. Şu anki Japonca not defterim ise bu şekilde;
Yazımın fevkaledeliğini bir kenara bırakıp şöyle bir açıklama da eklemek istiyorum. Konu zorlaştıkça ya da detay istedikçe kenarlara o konuyu hatırlatacak küçük notlar ekliyorum. Çünkü o notlara daha sonra bakınca bu da neyin kuralıydı dememek gerekiyor.
Bu notlarımda neden örnek cümle olmadığına gelecek olursak daha sonra konuyu tekrar ederken örnek cümlelere bakıp, birkaç örnek cümle de kendim yazmaya çalışıyorum. Ki esas öğrenme bu tekrar kısmında başlıyor. Çünkü tek seferde halledemiyorum hepsini. O kadar sabrım yok. Dil bilgisi kuralını okumuş not almışım, sonra örnek cümle okumaya çalış. Örnek cümledeki kelimelerin anlamına bak. Sonra kendin örnek cümle kur onun için kelimelere sözlükte bak falan. Ölme eşeğim ölme. Bu yüzden önce notunu alıyorum. Sonra kafama esince örnek cümlelere bakıp kendim örnek cümle kuruyorum.
Bir de bu cümleler doğru mu değil mi diye bakmak gerek tabii. Bunun için hinative italki ve lang-8 gibi siteleri kullanabilirsiniz. hinative'in paralı sürümü daha aktifleştiğinden beri oradan verim almak bayağı zorlaştı ama italki ve lang-8 hâlâ kullanılabilir. Italki'de o dili öğrenenler yanlış bilgi verebiliyor size, o yüzden dikkatli olmak gerekiyor. Gerçi Lang-8'de de İngilizce bilen bir Türk çok anlamsız bir şeye çevirmişti düzelteceğim diye ama böyleleri size çok denk gelmez diye umuyorum. Daha sonra bu sitelere dair uzunca yazabilirim. Konudan fazla sapmadan anlatabilmek istiyorum.
Şimdi dil bilgisi bu işin temel kısmı ama kelimeler, konuşma ve dinleme gibi iki önemli kısım daha var. Aslında bunların birine çalışmak diğerini geliştiriyor. Birbirleriyle bayağı bağlantılılar ama buna sonra gelececğim. Kelimelerde memrise duolingo gibi önüme serilen kelimeleri sevmiyorum. Ne kadar ezberlemeye çalışsam da uçup gidiyorlar çünkü. Bu yüzden öncelikle örnek cümlelerdeki ve cümle kurmak için sözlükten bulduğum kelimelerden başlıyorum öğrenmeye. Dil bilgim biraz ilerleyip metinler okumaya başlayınca o metinlerdeki kelimeleri not alıyorum. Onları öğrenmeye çalışıyorum. Kelime ezberim genellikle bu şekilde ilerliyor.
Dinlemeyle ilgili ise genellikle bir şeyler izliyorum. Özellikle başlangıç seviyelerinde %90'ını anlamadığınız bir radyo yayınını ya da ses kaydını dinlemek bana can sıkıntısından başka bir şey katmıyor çünkü. Dile biraz hakim olmaya başladıktan sonra altyazılara sadece bilmediğim kelimeler için bakıyorum. Daha çok insanların ağız hareketlerine bakmaya çalışıyorum. Ağız hareketlerine dikkat ettikçe o dildeki telaffuzunuz daha hızlı gelişmeye başlıyor, tavsiye ederim.
Yazma ise, ne yazacağım ben diye çıldırdığım zamanlar oluyor. Aklıma bir şey gelirse o konuda yazmaya başlıyor ve not defterimden en çok faydalandığım zamanlar da yazdığım zamanlar oluyor. Kurmak istediğim cümleyi o dil bilgisinin formülüne yerleştirerek yazıyorum. Bu yazma kısmı bence en önemli kısımlardan biri çünkü öğrendiğim birçok şey yazarak oturuyor.
Son olarak konuşma kısmı ise birçok insanın korkulu rüyası. Ancak yeterince yazıp dil bilgisi kurallarını tamamen oturttuysanız bu konuda bir sıkıntı yaşamazsınız. Konuşma ile ilgili dikkat ettiğim tek şey bir dili konuşurken diğer dilleri tamamen unutuyorum ben. Korece konuşuyorsam aklıma sadece Korece şeyleri getirmeye çalışıyorum. Mesela elma kırmızıdır diyeceğim. "elma" ve "kırmızı" kelimelerini düşünüp aa bunların İngilizce karşılıkları "apple" ve "red"dir demiyorum. O sırada apple is red'i düşünüp onu söylemeye çalışıyorum. Bu okuldaki Fransızca derslerinde beş dakikada bir cümlenin sonunu getiremeyişime neden olsa da bunun sebebi bu şekilde yapmamın kötü olması değil benim yeterince dil bilgisine hakim olmamam. Bu konuşma ile ilgili yaptığım şeyi size anlatabildim mi bilmiyorum ama umarım anlatabilmişimdir.
Son olarak özetlemem gerekirse. Dil bilgisi kurallarını yavaş yavaş öğrenip bunları cümleler içinde kullanıp daha sonra metinlerde örneklerini görerek yeterince bilgi sahibi oluyorum. Aynı zamanda izlediğim videolarda (videoların öğrendiğim dil bilgisi konularıyla alakalı olmasına gerek yok) bu kurallara rastladığımda bu kurallar aklıma geliyor ve bir kez daha tekrar etmiş oluyorum. (İzlediğiniz her yeni şey daha fazla tekrar etmenize olanak sağlıyor. Bu da o bilginin kalıcılığını arttırıyor) Sonra günün birinde biriyle konuşmaya çalıştığımda çok da zorlanmadan konuşabiliyorum. Tabi ne kadar çok konuşursanız o kadar kâr sizin için ama bu da başka günün konusu.
Bir de düzen kısmına gelecek olursam. Benim çalışırken herhangi bir düzenim yok. Ay şunu şu gün yapayım bunu bu zaman yapayım diye. Çünkü hangimizin bir günü diğerine uyuyor ki? Vakit buldukça, vaktim oldukça çalışıyorum. Bunun da bir zararı olacağını düşünmüyorum. Ayıracak çok vakit bulamazsanız öğrenmeniz daha uzun sürebilir ama atalarımız ne demiş geç olsun güç olmasın. Aynı şey benim bu yazım için de geçerli oldu sanırım 01.01 gibi geç bir saatte bitti ama kafam çok rahat bir şekilde yazdım. Bir sonraki blog da nasıl Fenerbahçe'nin çevirmeni olduğum olur. Onu da yarın akşam yazarım büyük olasılıkla. Sağlıcakla kalın!

Yorumlar
Yorum Gönder