Nasıl oldu da Fenerbahçe'yle yollarım kesişti? Neler yaşadım bu yaz?

Merhabalar. Normalde böyle günü gününe blog yazmak planlarım dahilinde olmasa da TBF öncesi 1907 Fenerbahçe ile yollarımın kesişmesine dair birkaç bir şey yazma ihtiyacı hissettim.

1907 Fenerbahçe'ye gelmeden önce ŞL'ne dair pek bir şey bilmiyordum. Twitter'daydı yanlış hatırlamıyorsam Frozen Fenerbahçe'de diye haberler görmüştüm. Bu çocuğa yardım edecek Korece bilen birisi var mıdır ki diye düşünüp ekledim ama böyle takıma girmek gibi şeylerin hayalini dahi kurmuyorum o sırada. Sağolsun herkesi onaylayan biri olduğundan beni de onayladı. Ben postlarını gördükçe cevap yazıyorum. Tae Il burada bu var, şurada şu var, şunu arıyorsan buraya gidebilirsin gibisinden yorumlar yapıyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam SUP FB yarı final maçı sonrasıydı, bana "Dil öğrenmek istiyorum yardımcı olabilecek birisini tanıyor musun?" diye mesaj attı. Ben de "İstanbul'a taşınalı çok olmadı, o yüzden tanıdığım yok ama ben yardımcı olabilirim" dedim. Bunun üstüne o Kore'den döndükten sonra buluşmaya karar verdik. Tabii ondan öncesinde kız arkadaşıyla geleceğinden, kız arkadaşının da Türkçe öğrendiğinden falan bahsetti. Ben ikisini de beklemeye koyuldum. Bir andan da heyecan yapıyordum, gerçekten Türkçe öğretebilir miyim, ya başka birini bulup onunla anlaşırsalar falan diye. Anlayacağınız Frozen'ın Kore'de olduğu o süreç benim için biraz zorlu geçti :D

Kore'den döndükten yine Facebook üzerinden konuşarak günü ayarladık iki gün sonrası için (İstanbul Gençlik Festivali vardı o yüzden hemen buluşamadık) O sırada Pades de bana Facebooktan ulaştı. Hatta şöyle bir şey var. Facebook'um Korelilere Elif Özçelik olarak değil 이보미 olarak gözüküyor. Bu yüzden hem Pades beni Facebook'ta ararken biraz sorun yaşamış hem de Frozen uzunca bir süre benim Koreli olduğumu düşünmüş ama bu çok başka bir konu.

Neyse, Pazar günü Frozen sevgilisi koç ve Anıl geldiler. Ne yapacağız nasıl yapacağız diye konuştuk. Birkaç gün sonra takımla tanışmaya Gaming House'a gittim. Orada takımın diğer üyeleriyle, takımın menejeri Emreyle ve Sina beyle tanıştık derken kendimi takımın içinde buldum. Ama ilk gün öyle utangaç ve çekingendim ki. Masaya oturulacağı zaman hangi sandalyeye otursam karar veremeyip pufflara oturmuştum. Kaptan sağolsun Elif masaya gelsene niye orada oturuyorsun diyerekten cesaretimi toplamama yardımcı olmuştu. Çekingenliğimi hâlâ %100 atabildiğimi söyleyemem ama oyuncular sağolsun benim kadar asosyal ve insanlarla tanışmaya korkan birine fazlasıyla yardımcı oldular.

Maçlar başlayınca takımla birlikte maçlara gittim. İhtiyaç duyuldukça röpörtajlar hariç farklı yerlerde de çeviriler yaptım. Ama esas olay çevirilerdi tabii. İlk çeviri yaptığım maç dk süren maçtı yanlış hatırlamıyorsam. Elif Move çevirisi var aşağıya gel diye çağırmıştılar dk 30 gibi kalan yarım saati aşağıda analiz masası ve röpörtaj ekibiyle izlemiştim. Gerçi o maç ne kadar uzasa benim için o kadar iyiydi çünkü aşırı gergnidim :D Zaten gerginliğim röpörtaj sırasında bayağı belli oluyordu. Derken bir sonraki çeviri geldi, sonra bir sonraki çeviri. Hatta bir çeviride olaydan haberim yok. Maç bitince aşağıya iniyoruz takımı alıp çıkmaya. Aşağıya indim, Elif gel röpörtaj var diye içeri aldılar beni.

O maç senin bu maç benim derken Trabzon'a ailemin yanına dönemedim tabii. Takım Rusya'ya gidince ben de fırsattan istifade ailemin yanına gittim. O sırada 1907 Fenerbahçe Derneğinin 25.yıldönümü toplantısına bizim de katılmamız gerektiğini öğrendim. Neyse ki o tarihte İstanbul'a varmış olacaktım. Hatta bu haberi aldığımda Trabzon'da olmam çok daha güzel oldu "Elif Özçelik olmak da zor Ali Koç'la buluşup çeviri yapacağım daha benim yaşım kaç başım kaç" gibisinden ailemin başının etini yeme fırsatım oldu.

Fenerbahçe derneğindeyse dernektekilerle tanıştık. Herkes çok iyi ve çok güzeldi. Konuşmalar yapıldı onların çevirisini yaptım Korelilere. Pastamızı kesip evimize döndük. Birkaç fotoğraf da anı olarak kaldı. Onlardan birini şöyle bırakayım hatta.

O maç senin bu maç benim derken arada başka takımlara da çeviri yapmam gerekti. Son röpörtajım Wisdom ödül aldığı için onunla yapıldı mesela. O röpörtajda aklımdaki tek şey takımın son durumu idi. Bu iki takım yarı final yapıyor ama biz çoktan finali garantiledik. Öyle mutlu oldum ki içten içe. Çünkü her maçı izledim, her maçın öncesi ve sonrasında oyuncuların neler hissettiklerini, ne kadar çabaladıklarını gördüm. Bugün bile rüyamda maç 2:2 iken son oyun esnasında heyecandan uyandım. Seneye neler olur, ben hâlâ e-spor camiasının içinde olur muyum, kış sezonu neler getirir bilmiyorum. Ama gerçekten Fenerbahçe'nin yarınki maçı kazanmasını canı gönülden istiyorum. Takımın gözlerindeki o mutluluğu görmek istiyorum. Umarım öyle de olur. 

Bir tesadüf Frozenla tanışıp kendimi bu takımın içinde buldum, güzel bir yaz geçirdim. Dile verdiğim onca emeğin boşa gitmediğini bununla bir şeyler yapabileceğimi gördüm. Bu bundan sonraki dönemlerde bana ne katar bilmiyorum ama güzeldi yahu :) Çok şaşaalı bir hikaye olmasa da Fenerbahçe'yle yollarımın kesişmesi ve bu yaz yaşadıklarım bunlardan ibaretti. 

Yorumlar

  1. Bu sektörün hayatına güzel bir yön vereceğinden eminim. Ve bence de çekinlgenliğini yavaştan yenmeye başla yahu :). Yolun açık olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla onu atarsam gerçekten çok güzel olacak. :D Teşekkür ederim :3

      Sil
  2. sevimlisin sen :D fenerbahçenin gülü seni :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar